Kadınlar Neden Erkek Gibi Davranıyor
Fotoğraf - Kyrstal Ng

Kadınlar Neden Erkek Gibi Davranıyor

Doksanlı yıllardan sonra kadınlar görücü usulü evliliklerin yerine daha çok aşk evlilikleri yapmaya başladılar. Yine kadınların toplumda ve iş hayatında kendine daha çok yer bulabilmesi sonucu bu ülkede yaklaşık yirmi yıldır garip bir kültür şoku oluştu.

Otuz yaş ve üstü herkes şimdi bu duruma bizzat şahit oluyor. Eğer mantıklı bir şekilde gözden geçirirseniz, iki bin yılından itibaren geçen on-on beş yıllık süreçte yapılan evliliklerin -özellikle de kentsel bölgelerde- yarısından fazlasının ilk beş yılında krizli bir biçimde sonlandığını görürsünüz.

Bu durum şundan dolayı oldu diye düşünmekteyim,

doksanlı yılların sonlarından itibaren “nihayet” en azından lise okumuş ve üniversite okumaya başlamış kız çocukları yetişmeye başladı. İş hayatı bu durumu değerlendirip kadın için daha çok yer açtı. Kadınlar ekonomik özgürlüklerini, sosyal çevrelerini, en önemlisi de kendi güçlerini ellerine aldılar. Biz ise onlara şöyle şiirsel şeyler yazmaya devam ettik.

İşte tam onların yaşında olan erkek güruhu da bu durumu mantıksal açıdan ele alıp kadın erkek eşitliğini deneyimleyerek kafasında bir yere koymaya çalıştı.

Ancak,

seksenli yıllarda doğmuş olan erkekler ne kadar okumuş ya da seküler ailelerde yaşıyor dahi olsalar, kendi evlerideki ataerkilliği ve yaşadıkları mühitlerde maruz kaldıkları erkek egemenliği durumunu içlerinden atamadılar. Bu şunlara sebep oldu, teoride eşitliğe inanan adamlar evlendikten sonra kadınların kendi anneleri gibi olmadığını farkedince garip bir sarsıntı yaşadılar. Çünkü on yıl önce baba evine dönmeye cesaret edemediği için yediği tokata sessiz kalan kadın, canını sıkacak en ufak hakarette kendi başına hayatına devam edebilecek pozisyona geldi.

İşte bizim şu an yirmibeş yaşından büyük ama genç sayılan bilinçli kardeşlerimiz kadının bu değişimine ayak uyduramayınca kadınlar delirmeye başladı. Çıldırdılar, ruh sağlıkları bozuldu.

Düşünsenize,  ataerkil bir toplumun tam evrilmeye başladığı sırada sanki koca bir ülke deney akvaryumu oldu. Bütün kadınlar da bu deneyin bir parçasıymış gibi bir durum yaşandı. Evlenmeden önce “Tabi çalışacak, kendi parası olsun.” diyen elit beyler, evlendikten sonra kadının “höt” dediğinde sırtını dönebiliyor olmasına hayret ettiler. Çünkü topluma aidiyet, ekonomik özgürlük beraberinde şunu getirdi, güç.

Kadınlar için güç, güçtür.

Sonra dönemin evlilikleri eğer aşırı bilinçli çiftler veya boyun eğen kadın kavramı yoksa yürümedi, patır patır döküldü. Dolayısı ile bu çağlardaki kadınlarda istemsiz olarak güvensiz bir ortam algısı oluştuğundan kendilerini acayip derecede sağlama alma dürtüsü baş gösterdi.

Zaten erkeğe güvenmeyen kadınlar, tamamen kendine güvenmeye odaklı kişiler oldular. Zaten küçükken erkektir yapar dedikoduları ile duygusal güvensizlik yaşamışlardı çünkü, unutmayın.

Bu kadınlar güç, garanticilik ve ortada kalmama çabası ile daha dik durmaya, daha sağlam yürümeye duydukları ihtiyaçlardan dolayı aldıkları tavır yüzünden şimdi de -az evvel bahsettiğim kavram kargaşaları yüzünden- “Erkek gibi oldu bunlar!” diye yaftalanıyor.

Erkek gibi falan oldukları yok aslında, senin kahvehanelerin, meyhanelerin, birahanelerin, halı sahaların hiç değişmedi ama kadınlar için zibilyon tane yeni şey yapıldı; her yerde senin kadar hakları var artık. Üstelik kendileri de bu şoku atlatamadı. O geleneksellikten kopamayanlara kezban diyoruz, diğerlerine de orospu. Ayarımız ortamız yok gerçekten, moralim bozuldu. Otuz yıl önce kadınlar araba sürmeye korkardı bu ülkede. Benim annem ellibeş yaşında ve gençliği boyunca hep araba sürmek istemiş, hala söylüyor.

Yani erkek gibi olmaya çalışmıyorlar sevgili dostum, sadece kendi karakterlerini buluyorlar ve biz bu duruma bakınca beynimiz şöyle diyor, “Oğlum sen küçükken ananlar binanın kapısında çekirdek pifpifleyip halı yıkamakla ilgili konuşurdu, bu kadınlar maça gidelim falan diyor!”. Sen de bu düşüncenin gölgesinde kalıp “Erkek gibi bu ya!” diyorsun…

Bir cevap yazın

KAPAT